1899 – 1909 – Kuruluş ve Varoluş

25 yıllık varoluş tarihi boyunca, kulübün kurucusu Joan Gamper FC Barcelona’ya itici güç olmuştur

1899 yılında Barselona’da yaşayan bir grup yabancı genç tarafından kurulan FC Barcelona, tüm Avrupa’da futbola ve diğer İngiliz sporlarına karşı ilginin artmasının bir sonucuydu. Böylesine bir geçmiş, kulübün birden çok spor alanına odaklanmasına, kültürlerarası bir kimliğin oluşması ile derin bir Barselona ve Katalonya bağlılığının ortaya çıkmasına yol açtı.

Kulübün kuruluşu, Katalonya halkının spor dallarıyla ilgilenmeye başladığı yıllarda gerçekleşti; bu sosyal ortam ve Katalonya’nın kendine özgü kültürü, modern serbest zaman aktivitesi kapsamında yeni bir modelin ortaya çıkmasına neden oldu.

Kulüp kurucusu Joan Gamper, kulübün ilk 25 yılında ilham kaynağı ve itici gücü oldu. Gamper’ın FC Barcelona’ya bağlılığı, farklı dönemlerde üstlendiği futbol oyunculuğu, yöneticilik ve başkanlık görevlerinden daha fazlasıydı. 

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1909 – 1919  – İlk kulüp stadyumu Les Corts

Kulübün sosyal bir kuruluş olarak büyümesi, kendi sahasına sahip olmasını tetikledi

Kulüp, Kasım 1908’de, ayrılmanın eşiğinde olan son 38 üye ile kapanmak üzereyken, projeyi hayatta tutmaya kararlı Gamper,  ilk defa FC Barcelona’nın başına geçti.

Şehrin ve ülkenin sosyal ortamı ile  futbol camiası içinde yaşanan bu gelişme, kulüp tarihi bakımından yeni bir dönemin başladığını vurgular nitelikteydi. Söz konusu süreçte farklı unsurlar rol oynadı:  Üye sayılarının düzenli bir şekilde artmasıyla kulüp güçlendi; Yönetmelikler ve hukuki çerçeve yeniden düzenlendi;  ve kulüp ilk defa kendi futbol sahasına sahip oldu. Aynı zamanda, spor alanındaki başarılar ve taraftarların futbolcuları giderek daha fazla tanır hale gelmesi, futbolun profesyonel bir spor olarak büyük bir fenomene dönüşmesine yol açtı.

Kulüp, hızlı bir şekilde büyüme kaydetti. 1909’de 201 olan üye sayısı on yıldan kısa bir sürede 2973’e yükseldi. Bu dönemde, Barça nasıl bir futbol kulübü olmak istediğini belirlemeye yönelik sağlam temeller attı. 1899'da bir grup arkadaşın hayalini kurduğu bir rüyanın ötesinde artık bu kulübün başka bir hedefi vardı; Camiada kalıcı olmak!

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1919-30 – Altın Çağ

Takım kupa kazanmaya, futbolcular da tanınmaya başlar

1920’lerde futbol bir kitle sporu haline geldi. Kulübün ilk efsanevi oyuncuları olan Samitier, Alcántara, Zamora, Sagi, Piera ve Sancho gibi yıldız oyuncuları içeren bir kadroyla rüya takım olarak görülen Barça, büyük oranda taraftar çekmeye devam etti.

Bu efsanevi takımın üye sayısındaki devamlı artış, 1922 yılında Barça’nın ilk stadı olan Les Corts’un inşa edilmesine “sebep oldu”. Les Corts, ilk büyük Barça Stadyumu’dur. 1923 yılında kulübün üye sayısı 10.000’i geçmişti.

Barça’nın o dönemde en büyük rakibi olan Espanyol’a karşı oynanan maçlar, takıma son derece bağlı ve takımı hiçbir maçında yalnız bırakmayan taraftarlar arasında en çok beklenti yaratan karşılaşmalardı. Les Corts stadyumunda Barça, çok başarılı bir döneme imza atmıştı.

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1930-39 – Tarihe Karşı Mücadele

1930’lu yıllardaki genel politik istikrarsızlık ve kriz, FC Barcelona’yı da etkisi altına aldı

FC Barcelona, Cumhuriyetçi Katalan hükümeti tarafından başlatılan sosyal, politik ve kültürel reformlara bağlıydı. Ekim 1932 tarihinde yayınladığı basın bülteninde “ Şüphesiz ki; takımımızın popülaritesi, sadece spordan kaynaklanmamaktadır.” yazarak takımın bu konudaki duruşunu açıkça ortaya koydu. Politik ve kültürel olaylara katılım bu kararlılığın bir parçasıydı.

İç savaşın başlarında, FC Barcelona’nın ellerinden alınması tehdidiyle karşı karşıya kalan kulüp çalışanları, bir komite kurulması yönünde bir karar aldı. Aldıkları bu karar, kulübe el konulmasını önlemiş oldu. Komite, savaş öncesi yönetimden ayrılmayacağı kararını yineledi.

1930’larda yaşanan politik istikrarsızlık ve genel kriz, FC Barcelona’yı da etkiledi. Bu on yıl süresince kulüp, kurucularının ölümü, İkinci İspanyol Cumhuriyeti, İspanyol İç Savaşı ve başkan Josep Suñol’un öldürülmesi gibi birçok büyük olayla karşı karşıya kaldı. Özet olarak belirsizliklerle dolu bir dönemden geçiyorlardı ve bu olaylar, üye sayılarının azalması ve bazı oyuncuların sözleşmelerinin feshedilmesine neden oldu.

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1939-50 – Direniş Yılları

İç savaş sonrası sivil ve askeri otoritelerin baskıları ve yaptırımları, kulübün varlığını tehdit ediyordu

Barcelona futbol kulübünün en sıkıntılı dönemleri, iç savaştan sonraki ilk yıllardı. Kulüp, mücadele vermeden tarihin sayfalarından silinmeyecekti. Kulüp kimliği, ordunun ve yönetim mercilerinin acımasız baskıları ve düzenlemeleriyle birlikte tamamen değişti.

Zorbalıkla gelen değişiklikler, oyuncuları da etkiledi; ABD ve Meksika’ya futbol turnuvalara giden oyuncuların hepsi iki yıl sahalardan uzaklaştırıldı. Oyuncuların çoğunluğu yurtdışına sürüldü. Kulübün amblemi ve ismi yeterince İspanyol değerlerini temsil etmediği için değiştirildi ve kulüp başkanları spor otoriteleri tarafından atama yoluyla göreve getirildi.

Tüm bu olumsuz şartlara rağmen, takımın gelecek yıllardaki kadrosu, 1950’li yıllarda umut verici başarılara imza atmasını sağladı. Korku, sefalet ve baskı yıllarında birçok insan için Barça’nın Les Corts’taki maçları, özgürlük vahası oldu.

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1950-1961 – Kubala Dönemi

Kulüp, taraftarlarının bağlılığı sayesinde büyümeye devam etti

1950’lerde kulübün üye sayısı oldukça arttı. 26.300 olan üye sayısı %100’den biraz daha fazla bir artışla 52.791’e yükseldi. Söz konusu bu artışın, farklı nedenleri vardı.

Ladislao Kubala’nın gelmesi, Barça’nın başarılarında büyük bir rol oynadı ve Kubala, Barça taraftarları için bir idol haline geldi. Hem takımın başarıları hem de efsanevi Kubala, taraftar desteği kazanılmasındaki en önemli faktörlerdendi. Barça, bu dönemde Katalan toplumunda gittikçe önemli bir yer edinmeye başlamıştı.

Aynı zamanda, 1951’de başlayan ekonomik düzelmeyle birlikte enflasyon oranlarından biraz daha yüksek olan maaş artışlarıyla, insanların satın alma gücü arttı. Artık, üyelik ücretleri büyük bir masraf teşkil etmiyordu.

Kulübün daha büyük bir stadyuma ihtiyacı vardı. 1953’te Miró-Sans’ın “yeni bir sahaya ihtiyacımız var, istiyoruz ve sahip olacağız”  seçim sloganı, kendisinin yeni başkan olarak seçilmesinde etkili oldu. Camp Nou ’un inşası, kulübün daha modern bir döneme adım attığının göstergesiydi.

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1961-69 – Yeni Bir Sosyal Boyut

Takımın altmışlı yıllarda nispeten kötü bir performans çıkarmasına rağmen, kulübün üye sayısı artmaya devam etti

1960’larda FC Barcelona, üyelik sayılarında inanılmaz bir yükseliş gördü. Beklenenin aksine söz konusu taraftar artışı, spor başarısıyla orantılı bir durum değildi. Bu dönemde, Katalonya çok sayıda göçmen aldı ve bu bağlamda Barça, Katalan toplumuna entegrasyonda önemli bir mekanizma haline geldi.

Büyük ölçüde yeni stadyum Camp Nou’nun inşası nedeniyle, ekonomik sıkıntı ve sporda istikrarsız başarı elde eden takım, yıldız isimleri renklerine katamadı ve bu durum Barça’nın performansına olumsuz olarak yansıdı.

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1969-78 – Cruyff ve Demokrasi

Bir kez daha yabancı futbolcularla sözleşme imzalanabilmesi; Montal’ın başkanlığında Barça’nın Johan Cruyff’u renklerine katma hayalinin 1973’te gerçek olması anlamına gelmektedir.

1969’da Agustí Montal Costa seçimleri kazanarak kulübün başkanı oldu. Montal’ın yönetim stratejisi üyelerin katılımı odaklıydı ve fikirlerin oylara yansıtılması gerektiği görüşündeydi. 1973’te Montal yeniden başkan seçildi ve seçim sloganı “Barça, bir kulüpten daha fazlası” idi.

Başkanlığı süresince Montal, Katalan milliyetçiliğinin geri kazanılmasını savundu. Ayrıca, Ulusal Spor Delegasyonu ve İspanyol Futbol Federasyonu tarafından desteklenen futboldaki merkezi yapıya katı bir şekilde karşıydı. Montal’ın uğraşları sayesinde FC Barcelona, sembollerini geri kazanmaya başladı. İç savaş sonrasında ilk olarak, İspanyol milliyetçiliğini ön plana çıkaran kulüp adı, eski hali ile değiştirildi.

Yabancı futbolcularla ile ilgili yolsuzluğun (İspanya’da futbol oynayabilmek için, İspanyol olduğunu gösteren sahte doğum belgelerini beyan eden yabancı oyuncular) ortaya çıkmasıyla, yabancı oyuncuları kadroya almak mümkün oldu. Böylece Barça’nın Johan Cruyff’u renklerine katma hayali, olası görünmeye başladı. 

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1978-88 – Daha Çok Üye, Daha Çok Yıldız Oyuncu

Dünyanın en iyi kulübü olma yolundaki azim

Maradona, Schuster veya Quini gibi efsane oyuncuların kadroya dahil olmasıyla birlikte, milyon dolarlık anlaşmalar ve telif hakları sözleşmeleri ilk kez imzalandı.

Mayıs 1979’ta Basel’de Barça’nın ilk defa UEFA Kupa Galipleri Kupası’nı kazanmasıyla gelen inanılmaz başarı, takımı dünyadaki diğer büyük kulüplerin arasına taşıdı. Bu, Josep Luís Núñez’in başkanlığındaki ilk başarıydı.

1980'lerde FC Barcelona, maç sonuçları, yıldız oyuncuların performansları ve sporla ile ilgisi olmayan diğer hususların etkisiyle; hem sevinçlerin hem de hayal kırıklıklarının yaşandığı dalgalı yıllar geçirdi.

Bu yıllar Quini, Maradona, Schuster, Alexanco, Julio Alberto, Urruti ve Marcos gibi inanılmaz oyuncular ile Helenio Herrera, Lattek, Menotti ve Venables gibi futbol konusunda çok farklı görüşleri olan teknik direktörlerin gelişine şahit oldu.

İlk kez bu dönemde kulübün milyon dolarlık kontratları imzalanmış; telif hakları kulüp ekonomisinin bir parçası olmaya başlamıştı. Kulüp, Camp Nou stadının genişletilmesiyle daha çok büyüme kaydetmiş ve üye sayısı inanılmaz bir artışla yüz bini geçmiştir.

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1988-96 – “Rüya Takım” Dönemi

Barça, ilk Avrupa Kupası’nı 1992’de kazandı.

Johan Cruyff’un takımı üst üste dört lig şampiyonluğu kazandı ve 1992 yılında ilk Avrupa Kupası'nı kaldırdı. 1990/91 sezonunda ise Valerio Rivera yönetimindeki hentbol takımı, ilk Avrupa kupasını kazandı.

1988’den itibaren Cruyff yönetimindeki Barça, mükemmel futbolunu ve sportif başarılarını yeniden yakaladı. Nuñez başkanlığındaki yönetim kurulu, hem iyi performans gösterecek hem de motivasyonu arttıracak futbolculardan oluşan bir takım oluşturmaya odaklandı. Bu oyuncular sayesinde Camp Nou yeniden dolmaya başladı.

FC Barcelona, 1990 ve 1994 yılları arasında art arda dört kez Lig Şampiyonluğu kazandı. Kazanma ruhu, “tiki taka” sistemi ve ofansif oyun stili ile bu döneme damgasını vuran Cruyff’un yönetimindeki takım, 1992’de Avrupa Kupasını kazanmasıyla doruk noktasına ulaştı.

Avrupa futbolunun “Dream Team (Rüya Takım)”i olan adlandırılan takımda, Zubizarreta, Bakero, Begiristain, Laudrup, Koeman, Stoichkov, Romario, Eusebio, Nadal, Guardiola, Amor, Juan Carlos, Ferrer, Nando, Julio Salinas, Serna, Alexanco ve Goikoetxea gibi efsane oyuncular top koşturdu.

Cruyff ve Rexach ikilisiyle yönetilen takım, sonunda sıkıntılarla dolu geçmişini geride bıraktı ve Barça, dünya futbolundaki en büyük isimlerden biri oldu.

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

1996-2008– Bir Asırlık Kulüp

Bir yıl süren 100. yıl kutlamaları, kulüp tarihine yapılan duygusal bir yolculukla,  Barça’nın insanlar için ne anlama geldiğinin bir ifadesiydi. Bu dönemde ikinci Şampiyonlar Ligi ve aynı zamanda basketbolda ilk Avrupa Ligi kazanıldı.

Yüzyıllık geçmiş devamlılık ve kararlılık gerektirdiğinden, çok az kulüp asırlık olmayı başarabilmiştir. FC Barcelona’nın yüzüncü yıldönümü kutlamalarının amacı, başarılarla dolu bir geçmişle umutla dolu bir geleceğin arasındaki bağı taçlandırmaktı.

Kutlama törenleri, Barça’ya duyulan sevgi selinin yaşanmasına olanak sağlarken kulübün gururlu tarihini bir yıl boyunca halkın yaşaması adına duygusal bir fırsat sundu. Kutlamalara, Katalan kültüründen birçok önemli kişi, medya ve kuruluş katıldı. Resmi yüzüncü yıl posterini ünlü sanatçı Antoni Tàpies tasarladı. Böylelikle, Tàpies adını FC Barcelona simgesel dünyasını zenginleştiren, uluslararası arenada tanınmış sanatçılar ve yazarlar arasına yazdırdı.

Yüzüncü yıl kutlamalarına dahil olan 1998-99 sezonu,  spor başarıları açısından tarihi öneme sahipti: Kulübün dört profesyonel branşı da (futbol, basketbol, hentbol ve paten hokeyi) kendi liglerinde birinci oldular.

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın

2008-16 – En İyi Yıllar

Barça, dünyanın her köşesindeki futbol taraftarının takdirini kazanan futboluyla tüm dünyaya keyif vermektedir. Yeşil sahalara hakimliğini hissettiren on yıllık dönemde  Şampiyonlar Ligi Kupası’na üç defa daha adını yazdırmıştır.

Josep Guardiola’nın teknik direktörlüğünde takım daha da iyiye gitti. Cruyff’un başlattığı oyun stilini uygulayan Guardiola, takım kadrosunu kulübün alt yapısından  oluşturmaktan yanaydı ve bu nedenle birçok genç yeteneği A takımına getirdi.  Sonuç olarak Barça her zamankinden daha güçlü bir takım oldu.

Barça’nın genç sporcularının antreman yapıp kendilerini geliştirdikleri La Masia’da büyüyen Xavi, Iniesta ve Messi’nin 2010 FIFA’nın Altın Top Ödülleri için aday gösterilmesiyle  La Masia, uluslararası arenada tanındı.

Bu dönem, FC Barcelona’nın varoluşunun en doruk noktasıydı. İki Şampiyonlar Ligi ve üç İspanyol Ligi kupasına ek olarak; uzun süredir beklenilen Dünya Kulüpler Kupası’nı kazanan Barça, Avrupa futbol tarihinde görülmemiş bir başarıya imza atarak 2009 yılında tüm altı kupayı müzesine götürdü. Guardiola dönemi 2012’de sona ermesine rağmen Barça, Tito Vilanova (2012/13 ligi) ve 2015 yılında Şampiyonlar Ligi, Kral Kupası ve İspanyol Ligi’ni kazanan Luis Enrique ile başarılarına devam etti.

Barça, birçok rekor kırdı, hatıralara kazınacak maçlar oynadı ve kazanabilecek neredeyse tüm kupaları kazandı. Fakat Guardiola için mesleğinin doruk noktası, Wembley’de takımın, dünyayı mest eden rüya gibi futbol sergilediği andı. Dünya basını, futbol tarihinin bu en inanılmaz ve olağanüstü maçı için  Guardiola’ya övgü yağdırdı.

Öte yandan, Barça yalnızca futbol takımıyla başarıdan başarıya koşmuyordu. Basketbol, hentbol, futsal ve hokey takımları birçok Avrupa liginde başarılı oldu. Yukarıdaki başarılara ek olarak,  2011/12 ve 2014/15 sezonları rekor niteliğindeki 17 yeni profesyonel başarıya imza atılarak kapatıldı. FC Barcelona, 115 yıllık tarihinde tek bir sezonda hiç bu kadar çok kupayı müzesine götürmemişti.

Daha fazla İngilizce bilgi için lütfen tıklayın